30 Ekim 2010 Cumartesi

Sevdanın son Vuruşu

Sevgili blog!
Azgın ve yorucu bir gece sonrası elimde çayım dizimde battaniyemle yazıyorum bu satırları, yaklaşık on gündür fransız misafirim var evde ve nasıl ağırlasam diye didiniyorum. Bizde adet öyledir ya, kebap, kumpir, mantı, her gece gezdir, yedir, içir, bende yanında şiştim, neyse ki -malesef ki- son gün, yarın abbas yolcu bende uzunca bir dinlenme sürecine mümkünse.
Yabancı misafir gezdirmenin en eğlenceli yanı yaşadığı kültür şoklarına tanık olmak. Nelere tanık olmadım ki, sadece bu geceden kısa örnekler vereyim, gece eğlence modu Nevizade'nin paralelinden geçerken içerden gelen; bindereden su getirsen arınamazsın ha ha ha! modunda bir mekandan fışkıran yağız delikanlılar göbek atıp bel kıvırıyorlar, daracık sokaktan geçmeye çalışan ahali de teksıra halinde gerdan kıra kıra yürüyordu ki, kızcağız: erkekler nasıl bu kadar göbek atmasını biliyor 'you are homofobic but you are erotic' herkes oynuyor sokaklarda kültür şokunu sindirmeye çalışırken biz devam ettik.
Gece bitti istiklalde horon tepenler,darbuka çalıp göbek atanlar, benimkinin ağzı yamuldu yine: amazing, amazing diyip duruyor, ee tabi üstüne ıslak hamburger yediriyorum-zaten bunları paket tur halinde her gelen yabancı misafire yaptırdığım için şimdi ne yapsak sıkıntısı yok- neyse gece biter biz eve varmaya çalışıyoruz meydandan tam taksiye binicez iki genç geliyor bizde oraya gidicez ortak tutalım mı diyor, olur tamam diyorum, iki biz iki onlar tam biniyoruz taksiye taksici de demez mi biri daha var onuda alalım yazıktır, tamam ulan hadi onuda alalım, üstüne bide ekliyor: siz bayanla önkoltukta iki kişi otururmusunuz? Benden Eee çüşşş'ü yiyen taksici diğer iki çocuğu öne alıyor. Kız kültür şokunun daha birini yeni sindirmişken baka kalıyor,bana meraklı bir yüz ifadesiyle: onlar napıyor? diye soruyor, bende boşver bizde insan hayatı pek mühim değil, amip gibi üreririz de biz diyorum, daha da traji komik olan ön koltukta iki kişi otururken benim fransız arkada emniyet kemeri aranıyor, e ne yapsın alışkın garibim arka koltukta kemersiz gidilmez ona göre, yanımızdaki iniyor yarı yolda ama ön koltuktaki ikili boşver abi biz iyiyiz böyle devam et diyorlar ve eve kadar öyle yapış modunda gidiyorlar, kızda artık şaşkınlık gözle görülür boyutlara varıyor, bende diyecek bişey bulamıyorum açıkçası ve ekliyorum: 'we are homofobic but we are erotic. Eve girerken fransızın son sözü; keşke Istanbul'da yaşasam, burayı bırakıp Paris'e dönmek istemiyorum olsada, kendinde değil heralde alkolün etkisi olsa gerek diye düşünüp, hıhı! yes yes! diyerek sırtını sıvazlıyorum.
PS: başlık, fransızla son gecemiz ve arka fonda bu şarkı çalıyor olmasından kaynaklanıyor...

6 yorum:

  1. seni daha cok gorsek bu hikayelerini birebir dinlesek daha super olacak ama olsun bu da guzel... lagalugacı ve lagalugaları sevdim sizi takipteyim :)))

    YanıtlaSil
  2. Evet, lütfen bişeyler yapmalıyız bu duruma! Görüşelim artık- takibe devam bombalarım yakında :)

    YanıtlaSil
  3. Nice! Amelie İstanbul'da 1 yıl yaşasa senden benden türk olur kesin! :D

    YanıtlaSil
  4. what about the ottoman nights?

    YanıtlaSil
  5. eeee lagalugacı cabuk mu pes ettin yoksa müzikal calısmaları mı izin vermiyor lagalugalamana ? bekliyorum ama ben :))

    YanıtlaSil