20 Aralık 2010 Pazartesi

Mamma Mia...

Zamanı geldi! Neyin mi? Bir iki erasmus anılarından bahsetmenin! Tabi önce bir back up yapmak lazım, e hadi buyrun...
Dost gazı ile başvuru yapıp gitmeye niyetli değilken, sevgili kazığıyla kendimi Yunanistan’da bulan ben, yazın bir yandan dil kursu bir yandan tatil modu, sevgili geri döner, aşukla maşuk moduna geçilir yine ve hemen yunan adalarına mamma mia modunda bir tatil ayarlanır…
Heyecanlıyımdır 2 ay olmuş Yunanistan’a geleli, sevgilim gelecek Atina'ya onu almaya gidiyorum, Pire'den gemiyle önce Mykonos ardından Ios ve Santorini rotası bizi bekliyor. Son anda vize problemi sinir sistemimi çökertse de sonunda sevgili Atina’ya gelmeyi başarır, kavuşma, havaalanı, sevgi seli anları tahmin edileceği gibi...




Tatil başlar ilk durak Mykonos; bir bodrumlu olarak bana çok enteresan gelmese de, eğlence açısından ünü boşuna değil bu adanın onu yaşadık...
İkinci durak İos, bu ada Mykonos'a göre daha sakin, kesinlikle daha otantik ve daha doğal...




 Tatil nasıl geçiyor farkında bile değilim. Hayat toz pembe, her gece yunan tavernaları, maşraba ile içilen buz gbi şaraplar, yunan mutfağı ve canlı buzuki...
Son durak Santorini, romantizmde son nokta, gerçekten görülmeye değer, doğa harikası, volkanik çökmeyle oluşmuş muhteşem bir ada.






Hergün gün batımını binlerce turistin alkışlarla noktaladığı bir yer. 





Ada sanki romantizm için yaratılmış, yalnız ya da ailecek gidilecek bir yer değil, ziyan olur o güzelim atmosfer, mamma mia filmindeki gün batımı sahneleri de bu adada çekilmiş zaten...




Ve tatil biter dönüşe geçilir, gemiyle tekrar Atina'ya! modumuz back to black, ne zaman başladı ne zaman bitti anlayamadığım tatil, kafamda idrak edemez bir halde 8 saat sonra Atina’ya varış.
Dönerken ne kadar güzel geçti herşey, nazar değmesin diyerek şom ağzımı açan ben, olacaklardan habersizimdir!
back up bitti,
hikayeye başlıyorum...

2 yorum: