Sevgilimin 3 çocuklu aile bavulu yüzünden, yokuşlu ve arnavut kaldırımlı adalarda çektiğim yetmemiş gibi Atina'da bavullarla cebelleşirken metroda cüzdanım çalınır. Cüzdanımın çalınmasından 2 durak sonra bilet kontrolü için gelen görevli cüzdanla biletlerin de çalındığına inanmayıp 120€ ceza keser ki tüm küfür dağarcığımı kullandığım anlardan biridir.
Sevgiliyi havaalanına götürüp Türkiye'ye uğurlar ve ardından Atina'da karakol karakol derdimi anlatmaya çalışırım, tabi daha tam olarak yunanların ne kadar relax bir millet olduğunun farkına varamamışım ki bende bir stress, bir panik. Karakolda polis tutanak bile tutmaz, aaa eeee nai! endaxi! endaxi! Don’t worry diyerek beni gönderir.(dip not: hayatımda gördüğüm en cool polislerdi. İçerideki adam Collin Farrell'dan daha karizmatik ve kadın tam bir Tomb Raider-Angelina Jolie. Bir an için sonsuza dek tutanak tutturmak istemiştim)
Cüzdanımın çalınmasıyla kredi kartsız, üç kuruşla kalır üstüne Selanik'e döndüğümde fark ederim ki yerimin başkasına verilmesiyle kalacak yerim de yoktur. Böylece sefilleri oynamaya başlarım. Aileme olanları anlatmamla ailem konsolosluğa sığın, yok yok hemen geri dön ve türevleri biçiminde telefonlar yağdırmaya başlarlar. Ha bu arada telefonumda bozulur ertesi gün, artık iletişim yolumda kesilmiştir.
Şimdi siz zavallı ne hallere düşmüş diyorsunuzdur! Ama yanıldınız. Birincisi; Yunanistan’dayım, herşey endaxi, ikincisi; erasmus life diye adlandırdığımız süreçte düşülürde kalkılırda, hatta herkes bir kere düşer! :) aslında o düşüş Erasmus’da tatlı bile gelir, gerçi benimki biraz vahimdi ama herneyse...